- Fotoğraf: Liverpool'un Man United'ı Old Trafford'da 3-0 yendiği maçın sonrasında bir tv röportajı için saha içine çağrılan Salah bu davete yalınayak geliyor.
- Fotoğraf: Görüşmeyi yapacak olan kişi, bugün futbol yorumculuğu yapan, Manu'nun eski efsanevi kaptanı Roy Keane, yalınayak Salah'ı "muhabbetli" bir bakışla karşılıyor.
- Fotoğraf: Salah kısa bir görüşmenin ardından soyunma odasına geri dönüyor.
“If the world were so planned that everything one does served the whole of society in a transparent manner, and senseless activities were abandoned, I would be happy to spend two hours a day working as a lift attendant.”
— Theodor Adorno, Towards a New Manifesto? (1956)
“Eğer dünya kişinin yaptığı her şeyin şeffaf bir şekilde toplumun tümüne hizmet ettiği biçimde planlanmış olsaydı ve anlamsız işlerden vazgeçilseydi, günde iki saatimi asansör görevlisi olarak çalışarak geçirmekten mutlu olurdum.”
“There is nothing, nothing in heaven, or in nature or in mind or anywhere else which does not equally contain both immediacy and mediation [§ 92]. There is nothing which is not an intermediate state between being and nothing [§ 174]. Pure Being and pure nothing are, therefore, the same [§ 134].”
— Hegel, Science of Logic (1812)
post apokaliptik filmlerin/dizilerin bir "matematik sabit" gibi kabul ettiği bir önvarsayım var: dünya yıkılsa bile kapitalizm yıkılmaz.
mesela silo dizisinde olduğu gibi, dünya atomik bir felaket yaşamış, bir avuç kalmış insan soyu köstebekler gibi yerin altında yaşamak zorunda kalmış ama aralarındaki ilişkiler, toplumsal katmanlar, statüler, para vs. kapitalizmde olduğu gibi oraya aktarılmış, sürdürdükleri yaşam formunda, esasları bakımından, zerre değişiklik yok, sanki o felaketi onlar yaşamamış, sadece yeryüzü yaşamış gibi...
“Things, as they immediately are, have no truth.”
“Şeyler hazır bulunuşlarında hiçbir hakikat içermez.”
— Hegel, “The Doctrine of Essence”
“Toplumsal olan her şey mümkündür” dediğinizde bu “her şey mübahtır” diye de yorumlanamaz mı? (gelen bir soru)
Evet, bunu böyle yorumlayan olacaktır, ama aslında hayır, böyle yorumlanamaz. Çünkü “mümkün” kelimesinin (ve kavramının) “mübah” gibi bir anlamı yok. Bildiğim kadarıyla, uzak ve mecaz anlamları içinde de yok. Yapılan (yapay) şeyler açısından tanımlandığında mümkün, “yapılırsa olabilecek şey” anlamına gelir, o kadar. Ama bu demek değil ki onu yapmak mübahtır. 13-14 yaşında bir çocuk 80 yaşında birini dövebilir, bu “yapılırsa olabilecek bir şey”. Ancak, bedenen onu yapabilecek bir kuvveye (potansiyele, kuvvete) sahip olması onu yapmasının hakkını (mübahı) da beraberinde getirir mi? Yani, diğer insanların rızasını da (meşruiyeti) temin eder mi?
“Sosyal olan her şeyin mümkün olması” benim için şu anlama geliyor: insanın yaptığı her şey sorumlulukla koşulludur, bağlıdır. Evet, sivil durum (medeniyet) tesis edilen (yapılan, kurulan, “kurmaca”) bir şey ve tam da bu yüzden her zerresinden sorumludur insan, çünkü her zerresinde onun parmak izi var.