Synopsis
Documentary series chronicling the political developments in Turkey between 1972 and 1983 together with before and after events of 12th September 1980 Turkish coup d'état.
Documentary series chronicling the political developments in Turkey between 1972 and 1983 together with before and after events of 12th September 1980 Turkish coup d'état.
Türkiye, geçmişin ayrı bugünün ayrı yoruyor.
"öldürenle katiliz çalanla hırsız
tümümüz sanığız tümümüz savcı
tümümüz suçlu tümümüz yargıç
kimi aklar kimi suçlarız
kimi bağışlar kimi asarız
kendimizi başkasında
her gün bıçak saplı birinin arkasında
vurulan da biziz vuran da."
Kenan Evren şu ana kadar gördüğüm en vizyonsuz vizyonlu herif. Darbe sebepli olsa dahi hayatımda bu kadar çarpık yürütülen bir politika görmedim ben. Günümüz sosyal yaşamının tohumu nerde filizleniyor adam akıllı diye hep izledim 32.Gün belgesellerini. Özellikle 80-83 arası yürütülen iç ve anayasal politika hem içler acısı hem komik. 60 darbesi ve 70 muhtırası da acı olaylar fakat en azından o zamanki askeriye asker olduğunun bilincindeydi, politika yapmak isteyen de niyetini belli edip emekli ediliyordu. Kenan Evren ve ganginin yaptığı politikacılık oynayan üç beş adamın politik misyon ve vizyonundan farksız.
Bu yıllarda arabesk çıkmasın da ne yapsın. İnsanların kan susadığı devletin de yarayı iyileştirmek yerine daha da kanattığı yıllar.. Türkiye'nin her özgür nefese mezar oluşu ve daha nicesi.. Geçmişinin yükü ağır belki ama bugünün de pek hafif değil Türkiye.
''Erdal'ı gördüm
Darağacında
On altı yaşında
Ölürken "netekim"
Bir şey yapmazdı
Sadece bakardı
Sonrası serbest
Sonrası pazar''
ÖZET
1.renklerin çatışması
12 mart 1971’de komutanların muhtırasıyla demirel hükumeti istifa ettirilmiş, yerine tüm partilerin kerhen de olsa destekledikleri bir hükumet kurulmuştu. temel kararları askerler alıyor, uygulamayı bu hükumet yapıyordu, bu kez hiç olmazsa parlamento kapanmaktan kurtulmuştu. 12 mart rejimi bir kasırga gibi solu ezip geçmiş, aradan bir yıl geçtiğinde türkiye yeniden dar ağaçlarıyla tanışmıştı, 12 mart’ın faturası deniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan’a çıkacaktı
mayıs 1972’deki chp kurultayında genel başkanlık için inönü’nün karşısına partinin eski genel sekreteri bülent ecevit çıkar ve partinin 34 yıllık liderini devirerek genel başkan seçilir. chp’nin yeni başkanı halkın gözünde genç, atak ve gözü pek bir insandı. ilericiliğin, demokratlığın sembolü ve solun yeni lideriydi.
ağustos 1972’de memduh tağmaç emekliye ayrılır, faruk gürler genelkurmay başkanı…
32.Gün belgeselleri yolculuğumun 3. kısmını da bitirmiş bulunuyorum. İzlerken içim daraldı, moralim bozuldu, gözlerim doldu, ve keyfim kaçtı. Ülkücüsünden, dincisinden, ABD’cisinden, ordusundan, katliamlardan, sağcı-solcu gerilimlerinden/savaşından gına geldi artık. Ülkem adına çok hayal kırıklığına uğramadım desem yalan olur. Abi aklım almıyo; İnsan hayatı nasıl bu kadar değersiz olur ve de neden ahlaklı ve barışçıl siyaset yapmak bu kadar zor olmalı (sadece Türkiye için bir sorun değil tabii ki bu)! Keşke asker askerliğini yapsa, politakıcı politakısını…
(Gittikçe anarşist olmaya başlıyorum artık 🫠)
(Tek güldüğüm nokta Özal ve Evren’in öpüşmesiydi, fazlasıyla absürt 😏)
Bu ülke beni sürekli bir paradoks içerisinde bırakıyo (böyle sancılı süreçlerden geçmiş ve bir dolu travma yaşamış ülke, daha iyi bir demokrasi haketmiyor muydu ya da bu kadar vahşileşen ve reyini, futbol takım fanatiği zihniyeti ile veren bi’ millet sadece diktatörlüğü mü hak ediyodu?)
Maalesef bilmiyorum 😢
“O sözler ki kalbimizin üstünde dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye taşırız. O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan, uğruna asılırız.”
k*nan evr*n'e sövmekten 1 yılda zor bitirdim
biricik askımla 12 eylüle özel 12 eylül izlemece<3
turgut özal'ın kenan evren'i yanağından öpüp tokalaşması...çok seviyorum böyle olayları. :dd